Facebook

  Kullanıcı Adı: Anımsa?
  Şifre:
+ ..::: PaylaşHocam:::.. » ATATÜRK KÖŞESİ » Atatürk (Bölüm Yetkilisi: kal-m)Konu:
 Atatürk'ün Anıları

Reklamlar
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Atatürk'ün Anıları  (Okunma Sayısı 982 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 23 Haziran 2008, 01:26:24 »
*
Üye No: 1196
Cinsiyet: Bayan
Branşı: İngilizce
Mesaj Sayısı: 1449
Nerden: Mecburiiii
Teşekkür Sayısı: 217

Offline

YENİLSEYDİK SORUMLU BEN OLACAKTIM

Bir aralık konu İstiklâl Savaşı'na geldi. Dikkat ettim, Binbaşılar dahil her komutanın hangi birliğe komuta ettiğini, nerede bulunduğunu, -bir gün once olmuş gibi- hatırlıyordu. O savaş ki araç, gereç, personel kıtlığı bugün güç tasavvur edilirdi. Tümenlere binbaşılar, Kolordulara yarbaylar komuta ediyordu! Fakat, bu kadro canını dişine takmış bir ekipti. Var olmak ya da olmamak bu savaşın sonucuna bağlıydı. 30 Ağustos bu ruh haletinin eseriydi. Boyle bir dramı, hem yazarı, hem baş aktorünün ağzından dinlemek müstesna bir mutluluktu. O anılar Ata'yı coşturdukça coşturuyordu. Anlatmalarında abartma yoktu. Ama bu anlatış oylesine canlı, oylesine plastikti ki, hepimiz heyecandan heyecana sürükleniyorduk. Anlatışlarını şoyle bağladı:
- İşte büyük zafer boyle ortak bir eserdir. Şerefler de ortaktır.

Bu alçakgonüllülük şaheseriyle konunun kapanacağını tahmin ediyorduk. Bu arada Atatürk bir duraklama yaptı. Sonra içine donük, adeta kendisiyle konuşur gibi ilave etti:
- Ama yenilseydik sorumluluk ortak olmayacak yalnız bana ait olacaktı.

Bu belagat karşısında gozyaşımı tutamadım. Tarihin, zaferleri kendine maleden, yenilgileri ise maiyetine yükleyen sahte kahramanlarını hatırladım.

Ord. Prof. Sadi IRMAK

Kaynak: Sadi Irmak, Ord Prof. - Atatürk'ten Anılar, 1978

-----------------------------ooOoo-----------------------------


YANINA ALDIÃI İLK ER

O, Samsun'a çıktığı zaman, üstü başı yırtık, postalları patlamış, silahsız bir er gordü. Yüzünün rengi bakıra donmüş, yağlan eriyip kemik ve sinir kalmış bu Türk askeri ağlıyordu. O'na sordu:
- Asker ağlamaz arkadaş, sen ne ağlıyorsun?
Er irkildi, başını kaldırdı. Bu sesi tanıyordu ve bu yüz ona yabancı değildi. Hemen doğruldu ve Anafartalar'daki Komutanını çelik yay gibi selamladı.
- Soyle niçin ağlıyorsun?
İç Anadolu'nun yanık yürekli çocuğu içini çekti:
- Düşman memleketi bastı, hükümet beni terhis etti. Silahımızı elimizden aldı. Toprağıma giren düşmanı ne ile oldüreceğim? Kemal Atatürk, er'in omzuna elini koydu:
- Üzülme çocuğum, dedi. Gel benimle!
Ve Samsun deposunda giydirilip silahlandırarak yanına aldığı ilk er bu Mehmetçik oldu.

Burhan Cahit MORKAYA


-----------------------------ooOoo-----------------------------


İNANMAYANLAR DA HAKLIYDILAR

Mustafa Kemal realist bir liderdi. Lekelemelerin politika kadrosunu nasıl daraltacağını ve kendisini bir avuç partizan takımı elinde bırakacağını düşünerek, açıkça bir suç işlemiş olanlar dışında yalnız kişisel değerlere saygı gosterdi. Sicil yoklamalarına rağbet etmedi. Bir gün bana:
- Kuva-yı Milliye'ye inanmayanlar da inananlar kadar haklı idiler, demişti.

Falih Rıfkı ATAY

Kaynak: Falif Rıfkı Atay - Mustafa Kemal, Mütareke Defteri, 1955


-----------------------------ooOoo-----------------------------


TÜRK ORDULARI BAŞKUMANDANIYIM

Afyonkarahisar'ın hatlarının çozülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak, geceleyin Mustafa Kemal'in çadırına getirilmişti. Bunlardan birisi, Muzaffer Generalin doğup büyümüş olduğu Selanik'ten gelmişti. Yüz, kendisine yabancı gelmediğinden ve üniformasında da hiçbir bellilik gormediğinden kim olduklarını ve rütbelerini sormaya başlamıştı.
- Binbaşı mısınız?
- Hayır.
- Albay mı?
- Hayır.
- Korgeneral mi?
- Hayır.
- Peki nesiniz?
- Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım! Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunanlı kekeledi:
- Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!..

General SHERRIL

Kaynak: General Sherril - Atatürk Nezdinde Bir Yıl Elçilik, 1935



-----------------------------ooOoo-----------------------------


İZMİR SUİKASTI

İzmir'de hazırlanan o alçakça suikastın sonuçsuz kalmasından sonra bir gün bize şu olayı anlatmıştı:
- "Ziya Hurşit'in beni oldürmeye memur ettiği iki zavallı vardı. Sorguları yapıldıktan sonra bunların birisini yanıma çağırdım. Odada kimse yoktu. Kendisine sordum:
- Sen Mustafa Kemal'i oldürecekmişsin, oyle mi?
- Evet, dedi. Ben yine sordum:
- Mustafa Kemal ne yapmıştı ki onu oldürecektin?
- Fena bir adammış o. Memlekete çok fenalık yapmış. Sonra bize onu oldürmek için para da vereceklerdi.
- Sen Mustafa Kemal'i tanıyor musun?
- Hayır.
- O halde tanımadığın bir adamı nasıl oldürecektin?
- Geçerken işaret edecekler, Mustafa Kemal işte budur, diyeceklerdi. Biz de oldürecektik.
O zaman cebimdeki tabancayı çıkararak kendisine uzattım:
- Mustafa Kemal benim, haydi al eline tabancayı, oldür, dedim.

Herif benden bu karşılığı alınca yıldırımla vurulmuş gibi oldu. Bir süre şaşkın şaşkın yüzüme baktıktan sonra diz üstü kapanarak hüngür hüngür ağlamaya başladı.

Yahya Galip KARGI

Kaynak: Yücel Dergisi, 1948


-----------------------------ooOoo-----------------------------


MUTSUZ LİDER

Bir akşam sofrasının hararetli bir doneminde Mustafa Kemal, kişisel ozgürlüğünün birçok bolümlerinden yoksun bırakılması acısını hüzün dolu sozlerle şoyle anlattı:

- "Şimdi siz buradan ayrılır, istediğiniz yerde gezer dolaşırsınız. Benim gozümde bunun ne büyük mutluluk olduğunu bilemezsiniz. Halime bakın, sahip olduğunuz bu ozgürlükten yoksunum, cumhurbaşkanıyım ama koşeye atılmış ve ozgürlüğü sınırlı bir insanım. Bütün eğlencem, akşamları soframa topladığım arkadaşlara ayrılmıştır. Haydi şimdi buradan ayrılıp bol bol dolaşın, istediğiniz yerlere girip çıkın, arzu ettiğiniz gibi eğlenin. Ben de bunun hayaliyle avunurum." dedi.

O akşam hepimiz masadan erken ayrıldık.

Damar ARIKOÃLU
Kaynak: Damar Arıkoğlu - Hatıralar, 1961


-----------------------------ooOoo-----------------------------


ASKERLE GÜREŞ

Bir gezisinde, Kolordu binasının kapısında aslan yapılı bir Mehmetçik gordü. Çağırdı ve güler yüzle sordu:
- Sen güreş bilir misin?

Yanındakilerden en kuvvetli gorünenlerle Mehmetçiği güreştirdi. Genç asker her zaman üstün geliyordu. Çok neşelendi, ayağa fırladı.

Ceketini çıkarıp Mehmet'e ense tuttu:
- Haydi, bir de benimle güreş!

Katıksız ve temiz Anadolu çocuğu Ata'sının yüzüne hayranlıkla baktı:
- "Atam," dedi. "Senin sırtını yedi düvel yere getiremedi. Bir Mehmet mi bu işi başarır?"

Gozleri doldu ve ağlamamak için gülmeye çalıştı.

Tahsin UZER

Kaynak: Millet Dergisi, 1946


-----------------------------ooOoo-----------------------------


ABDÜLHAMİD

1937 yılında idi. Yaz aylarından biri. Doğrudan doğruya kendi kontrolündeki bir gazetede "Makedonya" adlı bir eserim tefrika ediliyordu. Bir akşam üstü Başyaver Celâl (Üner) Bey beni telefonla aradı. Dolmabahçe Sarayı'na davet edildim. Ve Saraya gidince de, hemen hiç bekletilmeden, üst kata çıkarıldım. Bir kapı açıldı, kendimi Büyük Adamın karşısında buldum. Saygılarımı bildirince, belli bir iki nezaket cümlesi ile beni okşadı. Sonra:
- Yazını okuyorum, dedi. Hürriyetin ilân edildiği zaman küçük bir çocuk olman lâzım. Fakat kutlarım, o günleri iyi canlandırıyorsun. Yalnız Abdülhamid'i hiç sevmediğin belli.

Biraz durdu. Elindeki bir renkli kalemi, onünde açık duran kalın ciltli bir Fransızca kitaba dikine vurarak düşünür gibi oldu. Ben susuyordum. Bu hal bir iki dakika devam etti. Sonra birdenbire şu sozler çıktı ağzından:
- Sevme Abdülhamid'i! Yine de sevme! Fakat sakın anısına hakaret edeyim deme. Senin kuşağın biraz daha olçülü kararlar vermeye alışmalı. Bak çocuk! Kişisel kanımı kısaca soyleyeyim: Tecrübe gostermiştir ki, toprakları üstünde yaşayan insanların çoğunun durumu kuşkulu ve sınırları yalnız düşmanlarla çevrili bir büyük devlette, Abdülhamid'in yonetimi büyük hoşgorüdür. Hele bu yonetim on dokuzuncu yüzyılın son yıllarında uygulanmış olursa...

Bunun üzerine ayrılmama müsaade buyurmuşlardı. Saygılarımı tekrarlayarak huzurundan uzaklaştım.

Nizamettin Nazif TEPEDELENLİOÃLU

Kaynak: Hürriyet Gazetesi, 31.07.1958


-----------------------------ooOoo-----------------------------


İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI

Hastalığının ilerlemiş zamanında:
"Hatta bir gün, bizim onümüzde bazı siyasi sorunlara değinip Romanya' da yapılan hükümet değişmesinden soz ederken, bir patriğin işbaşına gelmiş olmasından hayret duyduğumu soyledim. Bu nedenle İkinci Dünya Savaşı'nın da yaklaşmakta olduğunu anıştırarak dedi ki:
- "Bir savaş çıktığı takdirde, kanımca yansız kalmalıyız. O zaman birçok fırtınalar kopacak. Devlet gemisini gayet ustaca yoneterek işin içinden sıyrılmaya çalışılmalıdır." dedi.

Prof. Dr. Nihat Reşat BELGER

Kaynak: Nihat Reşat Belger - Atatürk'ün Hastalığı



-----------------------------ooOoo-----------------------------


YANINA ALDIÃI İLK ER

Atatürk, Mudanya yolu ile Bursa'ya gidiyordu. Kalabalık bir halk kütlesi iskelede etrafını çevirmiş bulunmakta idi. Bir kadının, elinde bir kâğıtla Atatürk'e yaklaştığı gorüldü. Zayıf bir kadındı. Ata'nın yolunu keserek titrek bir sesle:
- Beni tanıdın mı oğul? dedi... Ben sizin Selanik'te komşunuzdum. Bir oğlum var: Devlet Demir Yolları'na girmek istiyor. Siz onu alsınlar dediniz. Fakat Müdür dinlemedi. Oğlumu yine işe almamış... Ne olur bir kere de siz soyleyiniz.
Atatürk'ün çelik bakışlı gozleri samimiyetle parladı. Elleriyle geniş jestler yaparak ve yüksek sesle:
- Oğlunu almadılar mı? dedi. Ben salık verdiğim halde mi almadılar? Ne kadar iyi olmuş... Çok iyi yapmışlar... İşte Cumhuriyet boyle anlaşılacak...
Kadın kalabalığın içinde kaybolmuştu. Ve Atatürk adeta kendinden geçercesine dolu bir sesle:
- İşte Cumhuriyetten beklediğimiz sonuç... diyordu.

Hulusi KÖYMEN

Kaynak: Uludağ Dergisi, 1941


-----------------------------ooOoo-----------------------------


GENELGEYLE DEVRİM OLMAZ

1924 yılının ilkbaharıydı. Erzurum ve Pasinler'de depremde birçok koyün evleri yıkılmıştı. Zarar goren halkla gorüşmek için Pasinler'e gelen Atatürk, halkın içinden ihtiyar bir koylüyü çağırdı:
- Depremden çok zarar gordün mü, baba? diye sordu. Atatürk ihtiyarın şüphesini gorünce, tekrar sordu:
- Hükümet sana kaç lira verse, zararını karşılayabilirsin? İhtiyar, Kürt şivesiyle:
- Valle Padişah bilir! dedi
Atatürk gülümsedi. Yumuşak bir sesle:
- Baba, Padişah yok; onları siz kaldırmadınız mı? Soyle bakalım zararın ne?
İhtiyar tekrar etti:
- Padişah bilir!...

Bu cevap karşısında kaşları çatılan Atatürk, Kaymakam'a dondü:
- Siz daha devrimi yaymamışsınız! dedi
Bu sırada gorevini başarmış insanlara ozgü bir ağırbaşlılıkla ortaya atılan tahrirat katibi:
- Koylere genelge yolladık Paşam, dedi. Atatürk'ün fırtınalı yüzü, daha çok karıştı:
- Oğlum, dedi, genelgeyle devrim olamaz!..."

Ahmet Hidayet Reel



-----------------------------ooOoo-----------------------------


KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR

Bir gece beraber oturuyorduk. Yanımızda Siirt milletvekili Mahmut Soydan, şimdiki Macaristan elçimiz Ruşen Eşref Onaydın, bir de Soysallı vardı. Atatürk, ertesi günü Büyük Millet Meclisi'nde okuyacağı soylevi hazırlıyordu. Mahmut'la Ruşen Eşref not tutuyorlardı. Atatürk ara sıra bana da, "Ne dersin?" diye soruyordu. Ben ne diyebilirim? Hiç... Sonra Atatürk bana dondü ve dedi ki:

- Bu memleketin efendisi kimdir?

Düşündüm. Karşılığı o verdi:
- Türk koylüsüdür, dedi. Ve devam etti:

- Türk koylüsü "Efendi" yerine getirilmedikçe memleket ve millet yükselmez!...

Prof. Mahmut Esat BOZKURT

Kaynak: Tan Gazetesi, 10.11.1942


-----------------------------ooOoo-----------------------------


KAHRAMAN TÜRK KADINI

17Mart 1923 Tarsus:

Mustafa Kemal İstasyon'dan şehre doğru, bir süre yaya olarak yürüdü. O'nu gormek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsusluların arasından neşe ile selamlar vererek, ilerledi. O sırada ansızın bir olayla karşılaştı.

Milli Mücadele'deki çete giysili bir kadın, Atatürk'ün yolunu keserek ayağına kapandı. Gozyaşlarıyla şoyle haykırıyordu:
- "Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!"
Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşında cephelerde çarpışmış olan (Adile Çavuş) olduğunu fısıldadılar.

Gozlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal, bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şoyle seslendi:
- "Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın."

Taha TOROS

Logged

*Foruma nasıl dosya yüklerim?...Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
1.Yol
...Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
2.Yol

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Forumdan nasıl dosya indiririm?

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Foruma nasıl resim eklerim ?

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Forumda görev almak için tıklayın.
« Yanıtla #1 : 23 Haziran 2008, 01:27:31 »
*
Üye No: 1196
Cinsiyet: Bayan
Branşı: İngilizce
Mesaj Sayısı: 1449
Nerden: Mecburiiii
Teşekkür Sayısı: 217

Offline

GÖMÜLECEĞİ YER

Atatürk'ün gomüleceği yer ve toprak:
O'nun kabri Ankara'da olacaktır. Fakat bu şehrin neresinde? Çünkü O' nun en son kuvvetli isteği bir an once Ankara'ya donebilmekti. Biri Büyük Millet Meclisi'nden İstasyon'a inen cadde üzerindeki yuvarlak yer, diğeri Çankaya'daki yeni koşkün mermer havuzu. Bu yerler şu nedenle konuşulmuştur:
Bir akşam Atatürk'ün etrafında toplananlar arasında, O'nun olümlü oluşu üzerinde durulmuş ve ozellikle kendisi 1926 suikast girişiminden sonra soylediği cümleyi tekrar etmişti. "Benim naçiz vücudum bir gün elbette toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." dedikten sonra "Milletim beni istediği yerde yatırsın, yeter ki beni unutmasın," demişti. Meclisin altındaki yuvarlak yeri ortaya atan kişiye ise, "iyi ve kalabalık bir yer, fakat ben boyle bir arzumu milletime vasiyet edemem". Ancak, gene o akşam ileri sürülen bir fikrin kendisini çok duygulandırdığını, bugün bile hatırlıyorum.
Memleketin bütün sınır boylarından getirilecek toprak üzerinde yatmak. Recep Peker, hararetle bu fikrin sembolik savunmasını yapmıştı.

Atatürk, boyle bir fikrin uygulanmasından ancak, olümlü vücudu için hoşlanacağını ve gurur duyacağını anlatırken bana bakarak: "Bunu unutma!" demişti.

Prof. Dr. Afet İNAN

Kaynak: Ulus Gazetesi, 25.06.1950

BENİM ADIM ATA DEĞİL

Atatürk'ün sinirlendiği onemli bir nokta vardı. Gazetelerde, kendisine "Ata" denildiğini okudukça şoyle dedi:
— Benim adım Ata değil, Atatürk'tür! Bazı gazeteler neden boyle yazarlar?

Şükrü KAYA

Kaynak: Dünya Gazetesi, 10.11.1953

« Son Düzenleme: 04 Kasım 2008, 00:49:09 Gönderen: irem_nur » Logged

*Foruma nasıl dosya yüklerim?...Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
1.Yol
...Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
2.Yol

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Forumdan nasıl dosya indiririm?

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Foruma nasıl resim eklerim ?

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Forumda görev almak için tıklayın.
« Yanıtla #2 : 26 Haziran 2008, 17:55:43 »
*
Üye No: 40
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 410
Teşekkür Sayısı: 68

Offline

Erzurum Kongresi yapıldığı donemlerde geçen bir konuşma:

"Mazhar not defterin yanında mı?"
"Hayır paşam."
"Zahmet olacak ama bir merdiveni inip çıkacaksın. Al gel."

Mazhar Müfit Kansu'nun aşağıya gidip elinde not defteriyle geldiğini gorünce, sigarasından bir iki nefes çektikten sonra: "Ama bu defterin, bu yaprağını kimseye gostermeyeceksin. Sonuna kadar gizli kalacak. Bir ben, bir sen, bir de Süreyya (Kalem Mahsus Müdürü) bileceksiniz, şartım bu..."

Paşa'nın şartı kabul edildi. Bundan sonrasını olayın şahidi Mazhar Müfit Kansu'nun ağzından dinliyoruz: "Öyleyse tarih koy" dedi. Koydum: 78 Temmuz, 1919 Sabaha karşı.

"Pekala yaz" diyerek devam etti. "Zaferden sonra Hükümet biçimi Cumhuriyet olacaktır... Bu bir. İki Padişah ve Haneden hakkında zamanı gelince gereken işlem yapılacaktır. Üç ortünme kalkacaktır. Dort Fes kalkacak, uygar milletler gibi şapka giyilecektir."

Bu anda kalem elimden düşüverdi. Yüzüne baktım. O da benim yüzüme bakıyordu. Bu, gozlerin bir takılışta birbirlerine çok şey anlatan konuşuşuydu. Paşa ile zaman zaman senli benli konuşurdum. "Neden duraksadın?" dedi. "Darılma ama paşam, sizin hayal peşinde koşan taraflarınız var" dedim.
Güldü...

"Bunu zaman gosterir, sen yaz" dedi. "Beş Latin harflerini kabul etmek." "Paşam yeter, yeter..." dedim. Biraz da hayal ile uğraşmaktan bıkmış bir insanın davranışı ile: "Cumhuriyet ilanını başarmış olalım da üst tarafı yeter" dedim.

Defterimi kapattım. "Paşam sabah oldu. Siz oturmaya devam edeceksiniz, hoşçakalın" dedim. Yanından ayrıldım. Gerçekten gün ağarmıştı. O anda olayların beni nasıl aldattığını ve Mustafa Kemal'i doğruladığını ve Mustafa Kemal'in beni nasıl bir cümle ile yıllar sonra susturduğunu tarih onünde açıklamalıyım...

Aradan yıllar geçmişti...

Çankaya'da akşam yemeklerinde birkaç defa: "Bu Mazhar Müfit yok mu, kendisine Erzurum'da ortünme kalkacak, şapka giyilecek, Latin harfleri kabul edilecek dediğim ve bunları not etmesini soylediğim zaman, defterini koltuğunun altına almış ve bana hayal peşinde koştuğumu soylemişti" demekle kalmadı, bir gün onemli bir ders daha verdi.

Şapka devrimini açıklamış olarak Kastamonu'ndan donüyordu. Ankara'ya geldiği zaman da otomobille eski meclis binası onünden geçiyordu. Ben de kapı onünde bulunuyordum. Manzarayı gorünce gozlerime inanamadım!...

Kendisinin yanında oturan Diyanet İşleri Başkanı'nın başında da bir şapka vardı. Kendisi ne ise? Fakat kendisim karşılamaya gelenler arasında bulunan Diyanet İşleri Başkanına da şapkayı giydirmişti. Ben hayretle bu manzarayı seyrederken otomobili durdurdu. Beni yanına çağırdı ve şoyle dedi: "Azizim Mazhar bey, kaçıncı maddedeyiz? Notlarına bakıyor musun?"
20. Yüzyıl Tarihi Atatürk'ün Gizemi Dinler Tarihi Efes (Ephesos) Frigya Uygarlığı Genel İlginç olaylar İlginç Yaşam Öyküleri Medeniyetler Tarihi Osmanlı Tarihi Suikastler Tarihi Tarihe Geçen Kadınlar Tarihi Eserler Tarihi Gizemler Tarihteki İlginç Olaylar Türkiye Tarihi Ülkeler Tarihi İletişim Anasayfa
Logged

*Foruma nasıl dosya yüklerim?...Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
1.Yol
...Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
2.Yol

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Forumdan nasıl dosya indiririm?

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Foruma nasıl resim eklerim ?

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Forumda görev almak için tıklayın.
« Yanıtla #3 : 26 Haziran 2008, 17:58:03 »
*
Üye No: 40
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 410
Teşekkür Sayısı: 68

Offline

Bu inanılmaz olay, yıllar once Mustafa Kemal'in gormüş olduğu kehanet ozelliği taşıyan bir "haberci rüya"nın ayniyle gerçekleşmesidir. Atatürk gormüş olduğu bu rüyayı Dr. Reşit Galip beye anlatır: "Rüyamda bana 'Paşam, İnonü'den ne haber?' diye sordunuz. Ben de: 'Vaziyet kritiktir' cevabını verdim. Kritik nedir? Anlamadım ki dediniz. Bunun cevabını 15 dakikaya kadar size veririm diyerek odama çekildim."

Mustafa Kemal bu rüyasını Dr. Reşit Galip Bey'e anlattığı zaman düşman henüz saldırılarına başlamadığı gibi, İnonü Mevkii de onem kazanmamıştı. Aradan çok uzun zaman geçti. Düşman ile yapılan ilk savaş olan Birinci İnonü Savaşı kazanılmıştı. Bunu İkinci İnonü Savaşı izledi...

Henüz bu ikinci savaşın neticesinin alınmadığı tehlikeli günlerden biriydi... Mustafa Kemal'in arabası Millet Meclisi'nin onünde durduğunda; O'nun yanına telaş ve endişe içinde koşan Dr. Reşit Galip bey sorar:

"Paşam, İnonü'den ne haber?"
"Vaziyet kritiktir."
"Kritik nedir? Anlamadım ki"

Mustafa Kemal: "Sana bunun cevabım 15 dakikaya kadar veririm" dedikten sonra, gülümser... "Hani Ankara'ya geldikten sonra ben bir rüya gormüştüm. Hatırladınız mı?"

Dr. Reşit Galip bey biraz düşündükten sonra rüyayı anlatır. Bunun üzerine Mustafa Kemal tekrar gülümseyerek: "İşte, rüya aynen gerçekleşmektedir... Ben İsmet'i tanırım. Goreceksin 15 dakikaya kadar varmadan muzafferiyet haberini alacağız!..."

Mustafa Kemal Millet Meclisi'ndeki odasına çekilir. Gerçekten de 15 dakika geçmeden. Garp Cephesi Komutanı İsmet imzalı bir telgraf gelmiş ve İkinci İnonü Savaşı'nın zaferle sonuçlandığı oğrenilmiştir...
20. Yüzyıl Tarihi Atatürk'ün Gizemi Dinler Tarihi Efes (Ephesos) Frigya Uygarlığı Genel İlginç olaylar İlginç Yaşam Öyküleri Medeniyetler Tarihi Osmanlı Tarihi Suikastler Tarihi Tarihe Geçen Kadınlar Tarihi Eserler Tarihi Gizemler Tarihteki İlginç Olaylar Türkiye Tarihi Ülkeler Tarihi İletişim Anasayfa
Logged

*Foruma nasıl dosya yüklerim?...Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
1.Yol
...Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
2.Yol

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Forumdan nasıl dosya indiririm?

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Foruma nasıl resim eklerim ?

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Forumda görev almak için tıklayın.
« Yanıtla #4 : 26 Haziran 2008, 17:59:06 »
*
Üye No: 40
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 410
Teşekkür Sayısı: 68

Offline

Atatürk bir gün Ankara'nın banliyolerinde araba ile dolaşırken, arabasını durdurur. Şimdiki Orman Çiftliği'nin bulunduğu bolgede bir çiftlik kurmak istediğini yanındakilere açıklar. Fakat itiraz ile karşılaşır... "Paşam burada bir şey yetişmez. Burada su dolu bir testi toprağa gomülse aksamdan sabaha çıkmaz."

Yetkililer de bu bolgede hiç bir şeyin yetişemeyeceğini soylerler. Fakat Atatürk fikrinden vazgeçmez. Bu bolgede bir çiftlik kurulabileceğini ısrarla vurgular. Bunun üzerine Atatürk'e konuyu ispat etmek için su dolu bir testi toprağa gomülerek bir gün bırakılır. Ertesi gün testinin topraktan çıkarıldığında su dolu olduğu gorülür...

Şimdi o yerde "Atatürk Orman Çiftliği" bulunmaktadır...
Logged

*Foruma nasıl dosya yüklerim?...Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
1.Yol
...Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
2.Yol

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Forumdan nasıl dosya indiririm?

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Foruma nasıl resim eklerim ?

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Forumda görev almak için tıklayın.
« Yanıtla #5 : 26 Haziran 2008, 17:59:45 »
*
Üye No: 40
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 410
Teşekkür Sayısı: 68

Offline

Yer: Yine Çanakkale...

Çanakkale Savaşı insanlık tarihinin kaydettiği en büyük savaşlardan biridir. 8,5 ay boyunca Boğazın iki yakası adeta bir yeryüzü cehennemine donüşmüştü. Bu savaşta yarım milyondan fazla asker hayatını kaybetti.

Sadece İngiliz ordusunun kaybı 34.000 askerdi. Bu gün bunların 27.000'inin mezarı vardır. Yani kaybolan İngiliz askerlerinin sayısı 7000 civarındadır. Fakat savaş bittikten sonra hepsi değil, ozellikle 267'si arandı durdu...

Tarih: 10 Ağustos 1915
Yer: Çanakkale
Olaya Şahit Olanlar: Yeni Zelandalı Askerler
Olayı Rapor Edenler: istihkam Eri Künye No: 4/165 F. Reichard, istihkam Eri Künye No: l 3/416 R. Nevnes ve Künye Numarası verilmeyen istihkam Eri J.L. Newman
Olayın Alındığı Yer: "Râtselhafte Phanomene" Dergisi Sayı: 64

İngilizler askeri tarihlerinin en büyük yenilgilerinden birine adım adım yaklaşıyorlardı... İngiliz komutanı Sir Hamilton, korkunç bir yenilgiye uğrayacağını sezmiş, savaşı kazanmanın tek şansını, taze kuvvetlerle birlikte yapılacak büyük bir saldırıda gormüştür.

Kraliyet Norfolk Alayı, taze kuvvetlerin bir parçası olarak 29 Temmuz 1915'de İngiltere'de gemilere bindirildiler. Ve Çanakkale'ye doğru yola çıktılar. Savaşta her şey olabilirdi ama Norfolklular, Çanakkale'de başlarına gelecek olayı asla düşünemezlerdi...

Sir Hamilton, Tekke ve Kavaktepeleri'ne bir gece karanlığında ani ve hızlı bir saldırı yapmayı planlamıştı. Bu is için 12 Ağustos gecesi 54. Tümen ilerlemeye başladı. İçlerinde Norfolklular'ın Tugayı da bulunuyordu. Tepelerin yamacına kadar gelecekler ve şafak sokerken saldırmak üzere hazırlanacaklardı. Fakat, gece yürüyüşünün yapılacağı Küçük Anafartalar Ovası denilen yerde, Türk askerlerinin pusuya yattığı zannediliyordu. Bu yüzden Norfolklular'ın bir Tümeni onden giderek yolu açmak amacıyla, l 2 Ağustos oğleden sonra harekete geçti.

Bu oncü Tümen'in ilerleyişi, tam bir bozgunla sonuçlandı. Gelibolu Savaşı'nda İngilizlerin gosterdiği şaşkınlık ve beceriksizliğin tipik bir orneğini verdiler. Öğleden sonra, saat 4'de topçu desteği başlayacaktı ama 45 dakikalık bir gecikme oldu. Haberleşme hatası yüzünden gecikmeyi oğrenemeyen topçu desteği gereksiz yere, saatinden once ateşe başladı ve boşuna ateş gücünü harcadı.

Savaş alanı hiç incelenmemişti, İngiliz komutanlarının, arazi hakkında bilgileri yoktu. Hedefleri hakkında tam bir karara varamamışlardı. Haritaların çoğu son anda çalakalem çizilmişti ve yarımadanın diğer tarafını gosteriyordu. Ayrıca Türk kuvvetlerinin gücünden de habersizdiler.

163. Tümen, gün ışığında çıplak ovayı geçmeye çalışmanın bariz bir hata olduğunu anladığında, ancak 900 metre kadar ilerleyebilmişti. 4. Norfolk Taburu onların gerisindeydi. Türkler'in direnci, İngilizlerin tahmin ettiğinden çok daha büyüktü. İngiliz Tümeni'nin büyük bir kısmı yoğun makinalı tüfek atışı altında kaldığı için, olduğu yerde çakılmıştı. Ancak sağ tarafta yer alan 5. Norfolk Taburu daha az bir mukavemetle karşılaştığından ilerlemeye devam etti.

Esrarengiz Bulutun İçine Doğru...

İşte, tam bu sırada, 22 kişilik Yeni Zelanda sahra birliğinin gozleri onünde, Norfolk Alayı'nın 4. Taburu'na bağlı askerler, karşılarındaki tepeye doğru yürümeye başladılar. Tepenin üzeri, ekmek somunu şeklinde beyaz bir bulutla kaplıydı, İngiliz askerleri, yavaş yavaş tepeye yaklaştılar ve bulutun içinde gozden kayboldular. Bulut yüzünden askerler gorülmüyordu. Son asker de bulutun içine girdikten sonra, beyaz bulut yavaşça havalanmaya başladı ve rüzgarın aksi yonüne doğru hareket etti. Bulutun hareket etmesiyle birlikte tepenin üstü de, gorüş alanına açılmıştı. Ama 4. Norfolk Taburu'ndan hiç bir asker tepede gorünmüyordu!...

Komutan Hamilton, İngiliz Savaş Bakanı Lord Kitchener'e gonderdiği telgrafta, olaya şoyle anlattı: "Savaş sırasında, 163. Tümen her bakımdan üstün olduğu bir anda, çok. garip bir şey meydana geldi... Türkler'in zayıflamakta olan kuvvetlerine karşı, Albay Sir H. Beauchamp, cesur ve kendinden emin bir subay olarak büyük bir gayretle, hızla ilerledi ve savaşın en onemli kısmı boyle başladı. Mücadele iyice kızışmış ve iyice karışmıştı. Albay, 16 subayı ve 250 askeriyle onüne düşmanı katmış, hızla ilerlemesine devam ediyordu... Daha sonra bunlardan hiç bir haber alınamadı. Ormanlık bolgeye hücum ettikten sonra gozden kayboldular ve sesleri de duyulmadı, içlerinden hiç biri geri donmedi."

267 kişi hiçbir iz bırakmadan kaybolup gitmişti...

Savaş sonunda bu Tabur kayıp ilan edildi. 1918 yılında Anadolu işgal edildiğinde, İngiltere'nin ilk talebi, bu Tabur'un iadesi olmuştu. Buna karşılık Türkler boyle bir Tabur'un varlığından haberdar olmadıklarını bildirmişlerdi.

Bu Olayın Sonunda Yenilgi Kaçınılmaz Oldu

O gün, oğleden sonra başlayan ilerleyişin başarısızlıkla sonuçlanması, Sir Hamilton'ın savaşı kendi lehine dondürme ümidini de yok etmişti. Boylece, 1915 yılı sonunda Müttefik Kuvvetler, geri çekilerek, büyük bir yenilgiye uğradılar. Gelibolu Savaşı, 8,5 ay sürdü ve 46.000 askerin olümüyle sonuçlandı. O zamanın savaşları için, bu korkunç bir rakamdı...

50 yıl sonra...

Çanakkale Savaşı'nın bitmesinden 50 yıl sonra, olayın gorgü tanıklarından üç Yeni Zelandalı asker ortaya çıktılar ve çok onemli bir açıklama yapmak istediklerini bildirdiler: "Aşağıda anlatılanlar, 12 Ağustos 1915 tarihinde meydana gelmiş garip bir olayın dokümüdür..." sozleriyle başlayan bir rapor sundular. Raporda bu garip olayın ayrıntıları, tüm açıklığıyla anlatılmıştı. Raporlarını: "...Olayın 50. yılında, geç de olsa, aşağıda imzası olan bizler, anlattığımız bu olayın kelimesi kelimesine doğru olduğunu beyan ederiz" sozleriyle bitiriyorlardı...

Olaya Dünya Basını'nda Geniş Bir Şekilde Yer Verildi

Bu savaşta hayatta kalanlar, yaşadıklarını hiç bir zaman unutmadılar. Hatıralarını gelecek kuşaklara anlattılar. Savaşın tarihi yazıldı. Ölenlerin, yaralıların, kaybolanların sayısı tespit edildi.

Şimdi o yılları yaşayan çok az sayıda insan kaldı... O yıllarla ilgili unutulmayan pek çok şey oldu... Fakat tek bir şey, ozellikle unutulmadı. O da, Norfolk alayının garip bir şekilde kaybolan askerleriydi...
20. Yüzyıl Tarihi Atatürk'ün Gizemi Dinler Tarihi Efes (Ephesos) Frigya Uygarlığı Genel İlginç olaylar İlginç Yaşam Öyküleri Medeniyetler Tarihi Osmanlı Tarihi Suikastler Tarihi Tarihe Geçen Kadınlar Tarihi Eserler Tarihi Gizemler Tarihteki İlginç Olaylar Türkiye Tarihi Ülkeler Tarihi İletişim Anasayfa
Logged

*Foruma nasıl dosya yüklerim?...Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
1.Yol
...Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
2.Yol

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Forumdan nasıl dosya indiririm?

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Foruma nasıl resim eklerim ?

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Forumda görev almak için tıklayın.
« Yanıtla #6 : 26 Haziran 2008, 18:12:24 »
*
Üye No: 1196
Cinsiyet: Bayan
Branşı: İngilizce
Mesaj Sayısı: 1449
Nerden: Mecburiiii
Teşekkür Sayısı: 217

Offline

Paylaşım için çok teşekkürler hocam
Logged

*Foruma nasıl dosya yüklerim?...Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
1.Yol
...Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
2.Yol

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Forumdan nasıl dosya indiririm?

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Foruma nasıl resim eklerim ?

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Forumda görev almak için tıklayın.
« Yanıtla #7 : 26 Haziran 2008, 18:13:38 »
*
Üye No: 40
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 410
Teşekkür Sayısı: 68

Offline

bilmukabele Gülümseme
Logged

*Foruma nasıl dosya yüklerim?...Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
1.Yol
...Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
2.Yol

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Forumdan nasıl dosya indiririm?

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Foruma nasıl resim eklerim ?

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Forumda görev almak için tıklayın.
« Yanıtla #8 : 04 Kasım 2008, 00:32:14 »
Çiçeği Burnunda Üye
*
Üye No: 15392
Cinsiyet: Bayan
Branşı: sınıf öğretmenliği
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: muğla
Teşekkür Sayısı: 0
0
Offline

ellerinize sağlık hocam.tamda aradığım buydu ; Kahkaha
Logged
« Yanıtla #9 : 04 Kasım 2008, 13:32:42 »
*
Üye No: 77
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 603
Nerden: Dünya
Teşekkür Sayısı: 78
Thinking'n thinking

Offline

paylaşımınız için teşekürler hocam
Logged

*Foruma nasıl dosya yüklerim?...Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
1.Yol
...Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
2.Yol

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Forumdan nasıl dosya indiririm?

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Foruma nasıl resim eklerim ?

*Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Forumda görev almak için tıklayın.
« Yanıtla #10 : 05 Kasım 2008, 20:47:36 »
Tembel Üye
**
Üye No: 15726
Cinsiyet: Bayan
Branşı: sınıf öğretmeni
Mesaj Sayısı: 5
Nerden: Kastamonu
Teşekkür Sayısı: 0
0
Offline

çok çok teşekkürler
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  

Atatürk'ün Anıları

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Smf Kardesligi.Com
smf.gen.tr araciligi ile SMF kullanan siteler arasinda yaptigimiz SMF Kardesligi listemizi görmek ister misiniz?

Bu site SM Forumlar Birliginin Üyesidir